Marka Yönetmenin 10 Altın Kuralı

Markalaşma sürecini yönetmek, en az iyi bir strateji ve plan kadar önemlidir. Aşağıda marka yönetiminde ihtiyaç duyulabilecek 10 altın kuralı marka sahipleri ve yöneticileri için paylaşıyorum, kesin doğrular olmamakla birlikte, tecrübe edilmiş konulardır.

1)      Marka kimliğinizin çerçevesini net olarak çizin

Pazarlama konuları eğlencelidir ve genelde herkesin ilgisini çeker. Bu hem iyi hem de kötüdür, iyidir çünkü ekipten güzel katkılar sağlanabilir, kötüdür çünkü sağlanan katkılar stratejiye uymaz ve ulaşılmak istenen hedefe katkı sağlamayabilir, katkı sağlamak isteyenlere kapınız her zaman açık olsun; ama çerçeveyi belirleyip iyi anlatın. Hangi mecralara reklam vereceğinize, hangi organizasyonlara sponsor olacağınıza, çıkaracağınız yeni ürüne, vereceğiniz ilanlara, araç giydirmelerde kullanacağınız görsellere, logonun kullanım oranlarına kadar bir standardınız olsun ve sağlam gerekçelere dayansın.

2)      Doğru ekibi kurun ve sorumluluk verin

Hiçbir markayı bir kişi yaratmamıştır. Bu işi ekip ve elektrik işidir. Her firmanın farklı özelliklerde ve farklı tecrübelere sahip çalışanlara ihtiyacı vardır. Perakende sektöründe iyi olan birisi, otomotivde başarılı olamayabilir ya da herkesle bakış açılarınızdan dolayı iyi anlaşamayabilirsiniz. Bu sebeplerden dolayı; markanızın ihtiyacını belirleyin ve marka kültürünüze ayak uyduracak bir ekip kurun. Pazarlama çalışanları sorumluluk duygusunu severler. Bu, onların işi sahiplenmesini sağlar ve verim artar, günün sonunda az laf çok iş çıkar.

3)      Doğru iş ortağını bulun

Doğru iş ortağı bulmak marka iletişiminin sürekliliğini ve bozulmadan devam etmesini sağlayacaktır. Genelde ajans değişikliklerinde yaşanan en büyük sorun, yeni ajansın alıştırma süreci ve yeni ajansın eski ajansın işlerini benimsememesi ve ilk iş olarak birkaç değişiklik yapmak istemesidir. Bu ve benzeri sorunları yaşayıp, markanızın görünen kısmına zarar vermemek için, uzun süreli iş yapabileceğiniz, markanızla benzer vizyona sahip, iş yapış kültürünüzün uyacağı ortaklar bulmalısınız.

4)      Herkesi marka elçisi olarak görün

Siz iletişime geçtiğiniz herkes karşısında markanızın temsilcisisiniz, Ahmet ya da Ayşe değilsiniz, çalıştığınız markanın adısınız, insanlarda yaratacağınız olumsuz bir duygu markaya karşı yaratacağınız olumsuz duygudur aslında, o yüzden kişisel ilişkilerinizi, tüm ekip arkadaşlarınızla ve iş ortaklarınızla büyük bir sorumluluk bilincinde yürütmek zorundasınız. Herkesi marka elçisi olarak görün ve o bilinçle yaklaşın.

5)      Satış baskısına göğüs gerin

Her pazarlama departmanının tepesinde sallanan bir satış kılıcı vardır, satışlar düşük olduğunda o kılıç pazarlamanın tepesine biraz daha yaklaşır ve satışları artırması için pazarlamayı tehdit eder, bazen sorunu bulup çözecek bir işbirliği yaratılamaz ve iş pazarlama departmanına ihale edilir. Pazarlama hızlı promosyon fikirleri üretmeye başlar ya da hemen reklam verelim diyerek tehlikeyi bertaraf etmeye çalışır, işte bu çaresizlik, çöküşün habercisidir.

Tehditlere karşı gelebilmek için, sahayı gezin, satış ekibiyle bir araya gelin, satış noktalarıyla bayilerle görüşün, rakipleri inceleyin, makro trendlere bakın ve sorunu bulup ortaya çıkarın, sorun, çözümün ne olduğunu size söyleyecektir.

6)      Sabırsız davrananlara umut aşılayın

Markalaşmak uzun ve istikrarlı bir süreç gerektirir, dünden bugüne marka olmayı başaran olmamıştır; ki günümüzde daha da zordur. İyi bir stratejiniz, size güvenen bir ekip ve vizyoner bir patronunuz varsa; onlara planınızı gerekçelendirerek anlatın ve inanmalarını sağlayın.

7)      Herkes iyi olduğu işi yapsın

Siz metin yazarı ya da tasarımcı değilsiniz, siz markayı yönetiyorsunuz, logonun büyüklüğüne ya da cümlenin yapısını işinin profesyonellerinden daha iyi bilemezsiniz, sorgulayın iyi iş isteyin; ama “içime sinmedi”, “logoyu biraz daha büyütelim” gibi cümleler sakın kurmayın, üst yönetimden gelebilecek bu tür yaklaşımlara da boyun eğmeyin, ipin ucunu bir kere kaçırırsanız bir daha toparlamanız oldukça güç olacaktır.

8)      Satış ekibiyle barışık olun

Dünyanın en iyi planına ve stratejisine sahip olsanız, en yetenekli pazarlama kadrosuyla ve en vizyoner patronuyla çalışıyor olsanız dahi satış ekibi size inanmıyorsa ve desteklemiyorsa başarılı olma şansınız yoktur, onları iyi dinleyin ve ihtiyaçlarına cevap verin.

9)      Üretimi arkanıza alın

Üretim size eşsiz gümüş kurşunlar sağlayabilir, onlara ihtiyacınızı anlatın, planlarınızı paylaşın ve kulak verin ne kadar faydalı olabileceklerini göreceksiniz.

10)   Siz markayı yönetmek için oradasınız, görüş almak için değil

Markanızın belirlenmiş ve tüm birimler ile mutabık kalınmış bir stratejisi ve planı vardır, yapılacak her şey planlanmıştır ve çerçevesi çizilmiştir, bundan sonrası bu plan ve strateji dahilinde markayı yönetmektir, neyi neden yaptığınızı net gerekçelerle anlatın ve onların da inanmalarını sağlayın, “nasıl olmuş, sizce hangisi daha iyi?” gibi sorularla karşılarına sakın gitmeyin, o günkü ruh halleriyle ya da zevkleriyle size sağlıklı olmayabilecek önerilerde bulunabileceklerdir.

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s