Yerel Fast Food Zincirleri – 2

Yaklaşık bir yıl önce bu ülkeden neden Mc Donald’s Burger King gibi bir fast food zincirinin çıkmadığını sorgulayan bir yazı yazmış ve bazı önerilerde bulunmuştum. Geçen zamanda o yazımda bahsettiğim markaların hemen hemen hepsi bazı pazarlama faaliyetlerinde bulundu.

Yine bir dizi öneride bulunmak istiyorum, çünkü yapılan bazı faaliyetleri kaynak israfı olarak görüyor, üzülüyorum. Geçen yazımda yer almayan Bereket Döneri de aktifliğinden dolayı listeye eklemek istiyorum.

Yorumlarım ve önerilerim aşağıdaki gibi.

 

Ne Yaptı?

Nerde Hata/Doğru Yaptı?

Öneri

Simit Sarayı

Nihayet ürün portföyü, müşteri ilişkileri ve görsel standartlaşma konusunda aksiyon aldı Ürün portföyü ve müşteri ilişkileri konusunda büyük gelişme kaydetti. Belirli bir strateji doğrultusunda ürünler üretiyor, odağı var. Dünya markası olabileceğine inandığım en güçlü adayım. Taksim mağazasının görsel standarda uymadığını düşünüyorum. Görünürlüğü en fazla olan yerde ama diğer mağazalarla görsel olarak yakından uzaktan alakası yok. Prestij şube olabilir ama layouta sadık kalmak daha doğru olurdu.

Hacıoğlu

Ağresif fiyatlamaya devam etti, çocuklara yönelik oyuncak promosyonu yaptı. Pazardaki ilk lahmancuncu olmanın avantajını iyi değerlendiremedi ve halen ucuz lahmacun stratejisini sürdürüyor. Çocuklara yönelik yaptığı promosyonların markanın kimliğine uymadığını düşünüyorum. Yeterince hızlı büyümüyor ve iletişimi sürekli ve tutarlı değil. Ucuz lahmacun işinden vazgeçmesinde büyük fayda var. Simit Sarayını görsel ve ürün standardizasyonu konusunda örnek almalı. Sürdürülebilir bir marka kimliğine ve iletişim stratejisine ihtiyacı var. Sosyal medyayı gözardı etmemeli. Bu konuda Dominos’u örnek almalı.

Bambi Kafe

Günün az yoğunluğa sahip zamanlarına ve özel günlere yönelik promosyonlar yaptı. Görsel standardını henüz sağlayamadı. Ürün portföyü konusunda odaksız olma konusunda ısrarcılar. Her şubede aynı standardı halen sağlayamıyorlar. Net bir hedef kitle tanımları yok. Markalaşma bir şeyleri tercih ederken bir şeylerden vazgeçmektir. Bu konuda hemfikir olmalı. Görsel standardı sağlamak için biraz yatırım yapmalı. Ürün portföyünü bir strateji dahilinde gözden geçirmeli.

Bereket Döner

Üretimi çok güçlü, ürün standardı var. Büyümeye devam ediyor. Hedef kitle tanımı çok iyi, nüfusun yoğun olduğu bölgelerde dönere sahip çıktı. Büyümeye devam ediyor. Üretim maliyetlerinde sağladığı avantajı müşterisine yansıtıyor. Dışarıdan gördüğüm kadarıyla döner konusunda oldukça uzmanlaşmış durumda. Tedarik zinciri çok güçlü, ürün standardı konusunda bir sorunu yok. HD döner dışında üst segmentte büyük marka yok. Bu pazara yönelik bir üst markaya ihtiyacı birkaç yıl içerisinde olabilir. Bir konsept geliştirme çalışması yapmasında büyük fayda var.

 

Daha önceki yazımda Hosta Piknik’e yer vermiştim; ancak geçen zamanda Hosta’yı yeterince gözlemleme fırsatı bulamadım.

Simit Sarayı markalaşma konusunda ciddi yatırımlar yapmış ve doğru adımlar atmış. Bereket döner pazardaki bir boşluğu doldurmuş. İyi döneri ulaşılabilir fiyattan halka sunuyor (BİM gibi). Bambi alanında bir boşluğu dolduruyor; ama markalaşma faaliyetleri planlı ve stratejik değil. Hacıoğlu dağınık gitmeye devam ediyor.

Genel olarak; Türk marka hastalığı dediğim odaklanma sorunu bu toprakları terk etmeye başlamış gibi. Şu basit cümleyi bir mihenk taşı bellesek gerisi de gelecek;

markalaşma işi temel olarak; bir şeyleri tercih ederken bir şeylerden vazgeçme işidir.

2 comments

  1. Vecdi

    Merhaba,

    Öncelikle güzel bir yazı tespitler de doğru.Ama şu dünya markası çıkarma meselesi var ya hepimizin içini tırtıklayan…. Burdaki en güçlü adayınız Simit Sarayı… Lakin ben buna katılmıyorum. Dünya markası olabilmek için izlenen reklam pazarlama vb stratejilerin dışında markanın rengi, logosu ve ismininde çok büyük önemi var.

    İzlediği stratejiler konusunda haklısınız evet bu noktada en güçlü aday denilebilir. Ben biraz daha farklı baktım…pazarlama reklam ürün portföyü vb alanlardaki tamamlayıcılığı bahsettiğim noktada sağlamak imkansız. Yabancılar açısından söylenişi zor. Alfabetik değerler açısından ise akılda kalıcılığı yok. Markanın ismi dışında kolayca hatırlana bilecek…yani yazısını görmesekte işte bu simit sarayı dercesine bir logosu da yok..

    Bilmem ne kadar haklıyımm

    • erenozata

      Selam;

      Söylediklerinizin haklılık payı var tabi ki; ancak bu ülkede ve dünyanın bir çok yerinde markalaşmayı başarmış bir çok örnek var çekincelerinizi taşıyan; kentucky fried chicken, Winer Wald, Schlotzsky’s bunlar zor olanlar ama bir evre de bunlara da alışacağız. İşimiz bu tür sorunlara çözümler üretmek. İş o noktaya geldiği zaman çözümü de bulunur.

      Teşekkürler
      iyi işler!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s