Katma Değer Dediğimiz Şey

“Geçenlerde Alman bir promosyon üreticisi markanın 85. yıl etkinliğine katıldım. Etkinlikte katılımcılara bir portakal soyacağı hediye ettiler. Ertesi gün de vapurda bir işportacının limon suyu sıkma aparatı satışına şahit oldum ve o limon sıkacağından da bir tane aldım. Şimdi katma değer yaratma meselesini bu iki ürün üzerinden anlatmaya çalışacağım”

Temelde yaptığımız iş ürünlere nasıl katma değer yaratılacağının yolunu bulmak. Taktiksel satışları artıracak ya da sorunlara kısa vadeli çözümler bulacak işler değil. Uzun vadeli, sürekliliği olan, ürüne katma değer sağlayan stratejiler geliştirmeye çalışıyoruz.

Son derece soyut bir iş aslında; doğrudan anlatınca anlatmakta zorluk çekiyoruz:)

Aşağıdaki basit örnek ile bir ürüne nasıl katma değer sağlandığını anlatmak istiyorum.

Geçenlerde Alman bir promosyon üreticisi markanın 85. yıl etkinliğine katıldım. Etkinlikte katılımcılara bir portakal soyacağı hediye ettiler. Ertesi gün de vapurda bir işportacının limon suyu sıkma aparatı satışına şahit oldum; ve o limon sıkacağından da bir tane aldım. Şimdi katma değer yaratma meselesini bu iki ürün üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Aşağıdaki tabloda, ürünlerin kafanızda daha iyi canlanması için temel bazı bilgiler yer alıyor.

SAMSUNGSAMSUNG

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fotoğrafı      
Ürünün Adı Yok Emma
Fonksiyonu Limonun suyunu sıkmak Portakal soymak
Fiyatı 1 Lira 12 Lira
Şekli Vidaya benziyor Salyangoz kafalı
Vaadi Pratiklik Sağlıklı yaşam

Yukarıdaki tabloda da görüleceği gibi ürünlerden biri pratik limon sıkacağı olarak vapurda 1 Lira’ya satılırken, diğeri “sağlıklı yaşam” vaadiyle tam 12 kat daha pahalıya satılabiliyor (yılda 3 milyon adet ). Muhtemelen 2 ürünün üretim maliyetleri birbirine çok yakın.

Peki, insanlar neye 12 kat daha fazla para ödüyor? Tabi ki ürünün sunduğu değere.

Katma değer dediğimiz şey aslında o ürünün sağlıklı yaşam vaadi. Soyut bir şey, kimse göremiyor, ama o ürünü alırken insanlar o hisse kapılarak o ürünü satın alıyor. Ürünün ismi, tasarımı, fiyatlandırması gibi detaylar da bu vaadi destekliyor.

Fiyat kalite skalasından çıkmanın günümüzde bir tek yolu var; o da markanıza bir değer yaratarak o skaladan kurtulmak. Artık herkes her şeyi kolayca, istediği kalitede üretebiliyor, rekabette üretim avantajı rakiplerden farklılaşmanın bir yolu değil artık.

Devir katma değer yaratma devri.

Sahayı İyi Anlamak İçin 10 Öneri

Marka yaratmaya sahadan başlamak gerekir. Dünya kadar rapordan, araştırmadan alamayacağınız iç görüyü o ürünü satan bir satıcıdan ya da ürünün tüketicisinden alabilirsiniz. Ancak çoğu marka yöneticisi sahaya çıkmayı sevmez, çekinir. Bu, sahada gezinmenin biraz sıkıcı bir iş olarak görünüyor olmasından ya da tam olarak nelere bakılacağının bilinmemesinden kaynaklanıyor olabilir. Aşağıda saha şevkinizi artırsın diye 10 maddelik öneri listesini paylaşıyorum

Saha araştırması

1)    İşe masa başında hazırlanarak başlayın

Kime ne soracağınızı önceden planlayın. Temelde 4 konu hakkında bilgi almaya bakın; Pazar, rakipler, tüketici ve kendiniz.

2)    Tüketiciye kim dokunuyorsa onu bulun

Bayi size kanal hakkında bilgi verebilir, ama bir tadım personeli doğrudan tüketici görüşlerini aktarır.

3)    Basit olun

Havalı pazarlama kavramlarını kullanmayın, mümkün olduğunca basit bir dil kullanın. Sorularınızı örneklerle sorun.

4)    Aldığınız cevabı doğrulatın

Soruyu yanlış soruyor olabilirsiniz. Ya da örneklem sizi kendi sahasına çekmeye çalışıyor olabilir. Bu yüzden aynı soruyu farklı kılıklarda birkaç kere sormanın yöntemlerini geliştirmelisiniz.

5)    Güven verin

Saha çalışmasını neden yaptığınızı çok net ve doğru bir şekilde örnekleme anlatın. Size güvenmezse yardımcı olmayacaktır.

6)    Tuzaklara dikkat

Görüştüğünüz kişilerin söyledikleri her şey doğru olmayabilir. Sonuçta herkes kendi algısıyla bilgi aktarıyor. O yüzden bilgileri ayıklamayı iyi yapmalısınız. Bunun yolu da aradığınız şeyi bilmekten geçiyor.

7)    Örnekleminiz olsun

Deterjan için saha çalışması yapıyorsanız gidip de erkek tüketiciyi dinlemezsiniz. Örnekleminizin yaşını, gelirini, cinsiyetini belirleyin.

8)    Saha çalışmasını satış noktalarının dışına taşıyın

İlgili meslek örgütlerini, üniversiteleri, ambalaj tedarikçilerini, fuarları da zaman zaman ziyaret etmekte büyük fayda var

9)    Fiyat tuzağına düşmeyin

Fiyat konusu hemen hemen bütün kategorilerde en çok konuşulan konudur. Bu ürünü de uygun fiyata alıyorum, iyi para kazanıyorum diyen bir tane bayi ya da perakende satış noktası sahibi tanımadım.

10)    Yakın kategorilerden esinlenin

Benzer hedef kitlelere sahip kategorileri de sorun. Algılarını, fiyat aralıklarını, yaptıkları promosyonları, özel etkinliklerini takip edin. Mutlaka işinize yarar bir şeyler bulursunuz. Ya da işbirliği fırsatları çıkabilir.

Tüm bunlara ek olarak ilginizi çeken her şeyin fotoğrafını çekmeyi unutmayın. Sunumlarınızda işe yarar.

İyi işler!

10 Soruda Doğru Tasarıma Karar Verin

kurumsal kimlik tasarımı

“Beğendim”

“beğenmedim”

“ içime sinmedi”

“alternatifleri görebilir miyiz?”

“logoyu büyütebilir miyiz?”

“bi daha çalışalım lütfen”

Gibi ifadeler,  ambalaj ya da logo tasarımları değerlendirilirken marka sahipleri/yöneticileri tarafından sıkça kullanılır. Bu ifadelerin tamamı kişisel beğeniyi yansıtır.

Oysaki tasarımlar, markanın kimlik dokümanı doğrultusunda değerlendirilmelidir. Markanın kişiliğinin ve vaadinin yer aldığı kimlik dokümanının kullanılması,  beğenilen tasarımın değil doğru tasarımın hayata geçirilmesini sağlar.

Tasarımlar değerlendirilirken marka kişiliği ve vaadini ön plana çıkaran aşağıdaki 10 temel soru dikkate alınmalıdır.

1)    Markanın vaadini anlatıyor mu?

2)    Markanın kişiliğini yansıtıyor mu?

3)    Rakiplerden ayrıştırıyor mu?

4)    Kategoriye uygun mu?

5)    Markanın parçası olabilecek güçlü bir öğe barındırıyor mu?

6)    Anlaşılır mı?

7)    Görsel hiyerarşi var mı?

8)    Baskı tekniğine uygun mu?

9)    Bir fikir var mı?

10)    Yukarıdaki maddelerin cevaplarında bütün ekip mutabık mı?

Bu soruların tamamında ekiple ve çözüm ortağıyla ve de “eşle”:) mutabık kalınabiliyorsa; GOODJOB!

Yerel Fast Food Zincirleri – 2

Yaklaşık bir yıl önce bu ülkeden neden Mc Donald’s Burger King gibi bir fast food zincirinin çıkmadığını sorgulayan bir yazı yazmış ve bazı önerilerde bulunmuştum. Geçen zamanda o yazımda bahsettiğim markaların hemen hemen hepsi bazı pazarlama faaliyetlerinde bulundu.

Yine bir dizi öneride bulunmak istiyorum, çünkü yapılan bazı faaliyetleri kaynak israfı olarak görüyor, üzülüyorum. Geçen yazımda yer almayan Bereket Döneri de aktifliğinden dolayı listeye eklemek istiyorum.

Yorumlarım ve önerilerim aşağıdaki gibi.

 

Ne Yaptı?

Nerde Hata/Doğru Yaptı?

Öneri

Simit Sarayı

Nihayet ürün portföyü, müşteri ilişkileri ve görsel standartlaşma konusunda aksiyon aldı Ürün portföyü ve müşteri ilişkileri konusunda büyük gelişme kaydetti. Belirli bir strateji doğrultusunda ürünler üretiyor, odağı var. Dünya markası olabileceğine inandığım en güçlü adayım. Taksim mağazasının görsel standarda uymadığını düşünüyorum. Görünürlüğü en fazla olan yerde ama diğer mağazalarla görsel olarak yakından uzaktan alakası yok. Prestij şube olabilir ama layouta sadık kalmak daha doğru olurdu.

Hacıoğlu

Ağresif fiyatlamaya devam etti, çocuklara yönelik oyuncak promosyonu yaptı. Pazardaki ilk lahmancuncu olmanın avantajını iyi değerlendiremedi ve halen ucuz lahmacun stratejisini sürdürüyor. Çocuklara yönelik yaptığı promosyonların markanın kimliğine uymadığını düşünüyorum. Yeterince hızlı büyümüyor ve iletişimi sürekli ve tutarlı değil. Ucuz lahmacun işinden vazgeçmesinde büyük fayda var. Simit Sarayını görsel ve ürün standardizasyonu konusunda örnek almalı. Sürdürülebilir bir marka kimliğine ve iletişim stratejisine ihtiyacı var. Sosyal medyayı gözardı etmemeli. Bu konuda Dominos’u örnek almalı.

Bambi Kafe

Günün az yoğunluğa sahip zamanlarına ve özel günlere yönelik promosyonlar yaptı. Görsel standardını henüz sağlayamadı. Ürün portföyü konusunda odaksız olma konusunda ısrarcılar. Her şubede aynı standardı halen sağlayamıyorlar. Net bir hedef kitle tanımları yok. Markalaşma bir şeyleri tercih ederken bir şeylerden vazgeçmektir. Bu konuda hemfikir olmalı. Görsel standardı sağlamak için biraz yatırım yapmalı. Ürün portföyünü bir strateji dahilinde gözden geçirmeli.

Bereket Döner

Üretimi çok güçlü, ürün standardı var. Büyümeye devam ediyor. Hedef kitle tanımı çok iyi, nüfusun yoğun olduğu bölgelerde dönere sahip çıktı. Büyümeye devam ediyor. Üretim maliyetlerinde sağladığı avantajı müşterisine yansıtıyor. Dışarıdan gördüğüm kadarıyla döner konusunda oldukça uzmanlaşmış durumda. Tedarik zinciri çok güçlü, ürün standardı konusunda bir sorunu yok. HD döner dışında üst segmentte büyük marka yok. Bu pazara yönelik bir üst markaya ihtiyacı birkaç yıl içerisinde olabilir. Bir konsept geliştirme çalışması yapmasında büyük fayda var.

Daha önceki yazımda Hosta Piknik’e yer vermiştim; ancak geçen zamanda Hosta’yı yeterince gözlemleme fırsatı bulamadım.

Simit Sarayı markalaşma konusunda ciddi yatırımlar yapmış ve doğru adımlar atmış. Bereket döner pazardaki bir boşluğu doldurmuş. İyi döneri ulaşılabilir fiyattan halka sunuyor (BİM gibi). Bambi alanında bir boşluğu dolduruyor; ama markalaşma faaliyetleri planlı ve stratejik değil. Hacıoğlu dağınık gitmeye devam ediyor.

Genel olarak; Türk marka hastalığı dediğim odaklanma sorunu bu toprakları terk etmeye başlamış gibi. Şu basit cümleyi bir mihenk taşı bellesek gerisi de gelecek;

markalaşma işi temel olarak; bir şeyleri tercih ederken bir şeylerden vazgeçme işidir.

Kişi Marka Yaklaşımı 1

Marka kişilikleri konusunda eğitim verirken; lafa genelde insan kişiliklerinin idealize edilmiş halleridir diye başlarız. Kişi marka eğitimlerinde ise cümle yukarıdakinin tam tersidir. Tıpkı bir markanın bilinirliğinin, algılanan kalitesinin, marka çağrışımlarının ve marka sadakatinin yönetilmesi gibi marka davranışlarının insan davranışlarına uyarlanması şeklindedir.

Günümüzde diploma, alınan eğitim ve tecrübe insanları birbirinden farklılaştırmaya yetmiyor. Bir satış sorumlusunda ya da yöneticide aranan özellikler, iş ilanlarında hemen hemen aynı cümlelerle ifade ediliyor ve bu özellikler hemen hemen her üç beş yıl tecrübeli bir adayda bulunabiliyor. Aynı markalaşmanın öneminin anlatıldığı makalelerde olduğu gibi; firmalar da benzer ürünleri benzer özelliklerde üretiyor ve farklılaşmaları için ürün özelliklerinin rasyonel faydalarından çok duygusal faydalarına odaklanılması gerekiyor.

Kişi marka konusu bugüne kadar hep ünlüler bazında ele alındı. Ancak günümüzde hiç de öyle değil; bugün bir firmada çalışan işçi de, orta düzey yönetici de, üst düzey yönetici de bu konunun muhatabıdır.

Kişi marka yaklaşımı ile nasıl algılanmanız gerektiğini yönetirsiniz. Kendinizi bir ürün gibi görmeye başlarsınız. Sahip olduğunuz özellikleri optimum fayda üretecek şekilde kullanmaya başlarsınız ve sonuç olarak, hem iş hayatınızda hem de özel hayatınızda farklılaşarak başarıyı yakalarsınız.

Yukarıda bahsettiğim kişi marka yaklaşımıyla ilgili bazı ipuçlarını hem özel hayatınızda hem de iş hayatınızda başarıyı yakalamanıza yardımcı olması ümidiyle aşağıda paylaşıyorum.

İpuçlarına geçmeden önce de bir konunun altını çizmekte büyük fayda görüyorum; daha önceki “Stratejik Marka Analizi” makalemde belirttiğim gibi iyi bir markalaşma iyi bir araştırma, anlama süreci ile mümkün kılınır.

Kendinizi, çevrenizi, iş dünyanızı ve rakiplerinizi iyi anladığınızı varsayarak pratik ipuçlarını aşağıda aktarıyorum.

Kişi marka yaklaşımı, fırsatları görüp değerlendirme sürecidir

Sizi rakiplerinizden farklı kılan özelliğinizi hedef kitlenize bulduğunuz her fırsatta bir yolunu bularak aktarmalısınız. Televizyona çıkıp reklam verme şansınız yok; sizin mecranız sizin sosyal ve iş ortamlarınız. Örneğin iş çevrenizden insanlarla gerçekleştirdiğiniz iftar yemeklerini havadan sudan konularla harcamayın.

Somut şeylerden çok soyut şeylere odaklanmak gerekir

Coca Cola’nın sahip olduğu marka değeri; fabrika, makine vb. somut varlıklarından çok daha fazlasıdır. Sizi farklı kılan, sizinle iş yapılmasını sağlayan; sizin diplomanız, iş tecrübeniz değildir. Sunduğunuz soyut farklılıktır. Bir alanda lider olmak, ilk olmak, yenilikçi olmak, uzman olmak vb. stratejilerden birini kullanabilirsiniz.

Ne olduğunuz değil nasıl algılandığınız önemlidir

Bir peynir üreticisi dünyanın en lezzetli en özel peynirini üretebilir ama bununla ilgili bir iletişim yapmaması, insanların gözünde o üreticiyi sıradan bir peynir üreticisinden farklı algılatmaz. İnsanlar da öyledir, çok başarılı işler yapıyor olabilirsiniz, ama bunu gerekli kişilere gerekli yerlerde ifade etmezseniz sıradan bir çalışandan farklı algılanmazsınız.

Samimiyet ve gerçeklik altın kuraldır

Kişi marka yaklaşımının temelinde yukarıdaki iki altın kelime vardır; samimiyet ve gerçeklik. Kişi marka yaklaşımı ile kimse olduğundan farklı görünmeyi ümit etmesin ya da yapmacık davranışlarla inandırıcı olmayı beklemesin. Bu işin sırrı sahip olduğunuz özellikleri belirli bir plan ve strateji dahilinde dış dünyaya aktarmakta yatar.

Farklı olmayı başarmak esastır

Farlılığınızı bulup bir alanı sahiplenemiyorsanız; sıradan, sizi ayrıştırmayan; güven, güler yüz, iş bitiricilik vb. özellikleri sahipleniyorsanız başarı şansınız çok azdır. Sizin tüm rakiplerinizden, parmak iziniz kadar özgün bir stratejiyle farklılaşmanız gerekir.

Odaklanmak mecburiyettir

Ne iş olursa yaparım yaklaşımı 70’lerde kalifiye insan kaynağının olmadığı dönemlerde kaldı. Artık çok işi yapan değil bir işi iyi yapan insanlar tercih ediliyor. Günümüzdeki mega markaları düşünün; hiçbir alanda iyi değiller ama her alanda üretim yapıyorlar ve her geçen gün bir uzman marka, mega markaları bir yerlerinden yaralıyor. Mega marka dönemi kapandı artık. Uzmanlaşmış, işini en iyi yapan markalar devrindeyiz.

İlk izlenim 2 dakika sürer

Hedef kitlenizi, görsel ve sözel olarak iki dakikada etkilemek zorundasınız. Yapılan bir araştırmaya göre; işe alım süreçlerinde ilk birkaç dakikada karar verilir

Görsel kimlik unsurlarını kullanım

Ayakkabınız, saatiniz, küpeniz, arabanız, oturduğunuz semt, görüştüğünüz insanlar, boş zamanlarınızı değerlendirişiniz, yemek yediğiniz yerler, kullandığınız diğer görsel ürünler ve markalar kişi markanızla ilgili büyük resmin parçalarıdır. Stratejinize ve hedef kitlenize göre bunları planlamak ve planladığınız şeyleri pratikte var etmek zorundasınız.

Kişi markada süreklilik tutarlılıkla mümkün olur

Uzun saç size yakışıyorsa bunu hep koruyun. Bir süre sonra sizin görsel kimliğinizin bir parçası olacaktır. Mavi size yakışıyorsa maviyi ve tonlarını görsel iletişiminizde sürekli kullanın. Bir alanda uzman olarak algılanıyorsanız o alan dışında işlere kalkışmayın

Tüketicinize dokunun

Tüketiciye dokunmak kavramı çok kullanılan bir pazarlama deyimidir. İşin esprisi insanlara hatırlanacak bir deneyim yaşatmaktır. Telefon konuşmalarınız, selamlaşmanız, insanları uğurlamanız, hediyeleriniz hatırlanır olmalıdır.

 

 

 

 

 

Marka Oyununda 2,5 Kuralı

2,5 kuralı nedir?

İki buçuk kuralı hemen hemen her kategorideki ilk üç markanın konumunu ve rollerini tanımlayan bir marka modelidir. Bu modelde her kategoride bir lider marka, onunla mücadele eden diğer bir marka ve kategoriden pay çalıp hayatta kalmaya çalışan bir ya da birden çok marka vardır.

Bu model hemen hemen tüm gelişmekte olan ya da gelişmiş ekonomilerde böyledir ve bunun bir sonraki evresinde niş markalar yoğun olarak ortaya çıkmaya başlar.

2,5 kuralı nasıl oluşur? Pazarda önce dev üreticiler vardır. Pazara ilk girmenin avantajıyla yatay ve dikey olarak genişlerler. Pazarda marka sayısı artıkça, rekabet de artar ve o ülkedeki markalar uzmanlık süreçlerine girip yaptıkları işle anılma mücadelesine girerler. Bunun sonucunda da kategoride bir lider marka, bir mücadeleci ve onları geriden takip eden marka olmak üzere 2,5 marka var olur.

2,5 kuralında hangi roller vardır?

Lider marka rolü:  Lider marka pazara ilk giren ya da o işle ilk anılmaya başlayan markadır. Dağıtımla ilgili bir sorunu kalmamıştır. Üretimi güçlüdür, finans gücü yerindedir. Şirketin değeri maksimuma neredeyse ulaşmıştır. İlk akla gelen markadır. Yerinden olması için ya üretimde, dağıtımda, finansta büyük bir hata yapmalıdır ya da büyük bir teknolojik gelişimin (Türk Telekom’un sesli konuşma pazarında cep telefonlarının ucuzlaması ile darbe alması gibi) tehdidi altında olmalıdır. Liderlerle mücadele etmenin en iyi yolu kendi pazarını yaratıp büyümektir; örneğin DeFacto’nun “jean çıkaran pantolon” söylemiyle, jean markaları karşısında büyük bir zafer kazanması gibi, tüketici için niş ve pahalı olan bir kategoriyi aşağıya çekip çok iyi işler başarmıştır.

Mücadeleci marka rolü: Liderin ensesinden ayrılmaz. Vodafone, Pepsi, Buger King en güzel örneklerdir. Liderin konuştuğu her yerde ben de varım der. Peyman’ın Tadım’ın karşısına çıkması ve onu zorlaması, Anavarza Bal’ın bal pazarındaki mücadeleci marka boşluğunu görüp Balparmak’a rakip olması, Tuborg’un Efes’i zayıf karnı olan ürün içeriğiyle zorlaması başarılı örneklerdendir.

Takipçi marka rolü: Takipçi marka bazı kategorilerde birden çok olabilir. Pazarda lider olma şansları neredeyse yok denecek kadar azdır. Ya DeFacto gibi kendi oyun olanlarını yaratırlar, rekabet çoksa markalaşma işinden vazgeçip fasoncu ya da ithalatçı olurlar,  ya da yeni bir teknolojiye liderlik yapmalıdırlar.

Aşağıdaki tabloda Türkiye’deki bazı markaların 2,5 kuralındaki rolleri yer alıyor. Görüleceği gibi bazı kategorilerde halen boşluklar var. Bu boşluklar Pazar büyüklüğüyle ya da lider markanın pazara ilk giren olması gibi gerekçelerle açıklanabilir.

Kategori Lider Mücadeleci Takipçi
Gazlı Meşrubat Coca Cola Pepsi Cola Turka
Hijyenik Ped Orkid Molped Kotex
Ketçap Tat Calve Tamek, Pınar, Ülker
Prezervatif Okey Durex BOŞ
Soda Beypazarı Kızılay Sırma
Tıraş Bıçağı Gillette Permatik Derby
Spor Ayakkabı Adidas Nike Puma, Kinetix
Sıvı Yağ Biryağ Yudum Komili, Orkide, Kristal, Kırlangıç, Olin, Ona
Reçel BOŞ BOŞ BOŞ
Kot Mavi Jeans Levi’s LCW, Rodi, Colins
Fast Food Mc Donalds Burger King KFC
Bal Balparmak Anavarza Bal BOŞ
Hazır Kahve Nescafe BOŞ BOŞ
Lastik Lassa Pirelli Bridgestone, Michelin, Good Year, Petlas
Meyve Suyu Cappy Dimes Tamek, Aroma, Meysu
Mobilya İstikbal Bellona Doğtaş, Tepe Mobilya,  Yataş, Alfemo
Margarin Sana Bizim Becel
Otogaz Aygaz İpragaz Milangaz, Opet
GSM Operatörü Turkcell Vodafone Avea

*Yukarıdaki tablo çeşitli marka bilinirlik araştırmalarına ve gözlemlere dayanılarak hazırlanmıştır.

2,5 kuralındaki rollerin her biri markaları uzun süre oyunda tutmaya yarar. Bu rollerden birine bir marka sahip değilse, ya da bu rollerden birisini hedefleyemiyorsa stratejisini gözden geçirmesinde büyük fayda vardır, zira hedefi ve stratejisi olmayan bir marka için yapılan pazarlama yatırımı havanda su dövmeye benzer.

Markalaşma İşi Ustalık Dönemine Girdi

17 Haziran’da Markam’ın 10. yılını yakın dostlarımızla birlikte ufak bir davet vererek kutladık. Bilmeyenler için Markam’ın ne iş yaptığından ve kimin tarafından hangi vizyonla kurulduğundan kısaca bahsetmek istiyorum.
Markam 10 yıl önce Güven Borça tarafından marka danışmanlığı hizmeti vermek üzere kuruldu. O dönemlerde bu ülkede markalaşma bilinci uluslararası şirketler tarafından ülkemize yeni yeni ihraç edilmeye başlanmıştı ve ülkemizde markalaşma hizmetini veren reklamcı büyüklerimizdi. Güven Borça o dönemde bu işin sadece reklam vermekle başarılamayacağını, yapılan her pazarlama faaliyetinin altında iyi planlanmış bir stratejinin olması gerektiğini savunarak şirketini bu toprakların vizyoner, büyük hedefleri olan markalarına hizmet vermek amacıyla kurdu.
Geçen 10 yılda Sütaş, Peyman, Apikoğlu, Ekici, Sunar, Şölen gibi 100’ün üzerinde firmaya hizmet verildi.


Diğer yandan MARKAM bu 10 yıllık süreçte sadece firmalara hizmet vermedi. Güven Borça yazdığı kitaplarla sektörün ihtiyacı olan birikimi paylaştı. Bu işe gönül vermiş gençlere istihdam sağladı ve onlarca marka profesyonelini sektöre kazandırdı.
Özetle; marka, markacı ve birikim dolu 10 yıl geride bırakıldı.
90’larda uluslararası firmalarla başlayan, daha sonra reklamcı büyüklerimizin devam ettirdiği ve geçen 10 yılda marka profesyonellerinin omuzlarında sürdürülen markalaşma işi çıraklık ve kalfalık dönemlerini bu topraklarda geride bıraktı.

 

Ülkemiz, genç nüfusu ve girişken, iş bitirici girişimcileri ile bu coğrafyada önemli bir konuma geldi. Önümüzdeki 10 yılda bu ülke; batıdan aldığı birikimi, heyecanı ve girişimciliği ile yorumlayarak  doğuya ihraç edecektir.
Bundan sonraki 10 yıl markalaşmanın bu coğrafyadaki ustalık dönemi olacaktır.
Güven Borça’nın dediği gibi; “işimiz çok, yolumuz uzun, daha çok Türk markasını dünya arenasına taşıyacağız.”