Kask Takma Alışkanlığını Neden Artıramıyoruz?

a2 Teker Dergisi Nisan ’19 Sayısı için yazılmıştır.

Maalesef ülkemizde yapılan güvenli sürüşle ilgili bilinç artırma çalışmaları çok az işe yarıyor.

Oysa çok sayıda kazaya şahit oluyoruz.

Eğitimlerde kask ve güvenlik ekipmanı kullanılması konusunda eğitiliyoruz.

Arkadaşlarımız, yakınlarımız güvenlik ekipmanları ya da güvenli sürüşle ilgili sürekli bizi uyarıyor.

Peki neden davranışımız halen değişmiyor?

Neden kask takma alışkanlığı artmıyor eren özata

Bilincin artmamasının nedenini aşağıda anlatacağım ve konuya nasıl yaklaşmamız gerektiğiyle ilgili hem kullanıcılar için hem de bu işe gönül vermiş markalar için öneri sunacağım.

Öncelikle zihnimiz “haz” konularında eyleme geçer. Sonucu haz olan konularda beynimiz yap komutunu çalıştırır. Ceza konularında ise davranışımız eylemsizliktir.

Hastalık kapma

Para kaybetme

Kilo alma

Kaza yapma

Gibi geleceği belirsiz “sopalarla” insanları yola getiremeyiz.

Kaza yapma gelecekle ilgilidir ve gelecek belirsiz bir şeydir. Belki olacak belki de olmayacak gibi şeylerle insanları ikna edemeyiz.

Gelecekteki sopaları görmezden gelmek basittir, kendimizi kötü alışkanlıklarımıza rağmen yine de iyi olacağımıza inandırmak ise kolaydır.

Hemen verilen küçük bir ödülün, gelecekte karşılaşılabilecek zararlı bir sonuçtan daha etkili olmasının nedeni budur.

Tehdit mutlak olsa dahi beynin haz ve eylem arasındaki köprüyü kuran “yap” sinyalinin çalışma şekli nedeniyle hemen sağlanan güvenilir bir ödül gelecekteki belirsiz bir kötü sonuçtan daha etkilidir.

Bu nedenler;

Kask takmazsan ağır yaralanırsın

Hızlı gidersen kaza yaparsın

Gibi yaklaşımlar davranışımızı değiştirmez.

Aksine,

Kask takarsan ya da trafik kurallarına uyarsan sevdiklerinle daha fazla zaman geçirebilirsin…

Daha fazla görülecek gezilecek yere gidebilirsin…

Gibi olumlu yaklaşımlar ise davranışı değiştirmede daha etkilidir.

Tabi ki olumsuz sonuçlar göstermek ve caydırmaya çalışmak bir zihniyettir. Ve bu zihniyeti değiştirmek zordur. Çünkü kask takmayan birini gördüğümüzde ya da hızlı giden birini gördüğümüzde gözümüzün önüne olumsuz bir tablo belirir. Bu nedenler, olumlu değil olumsuz sonuçları görmek daha kolaydır.

Diğer bir konu da hakimiyetle ilgilidir. Olumsuzluklar insanların kendi davranışları üzerindeki hakimiyet duygularını azaltır, olumlular ise bunu artırır.

Sonuç olarak davranış değişikliği bekliyorsak,

Daha az kaza görüntüsü daha fazla motor keyfi görüntüsü görmeliyiz.

Daha fazla olumlu sonuçla telkin edilmeliyiz.

Ve olumsuzluklar üzerinden çalışan zihniyetimizin farkına varıp kendimizi değiştirmeliyiz.

Eren ÖZATA / Marka Danışmanı

Goodjob

Pazarlamanın Basit Kuralları

Pazarlamanın basit kuralları – 1 

Faaliyet gösterdiğiniz kategorinin tüm alıcılarına hem fiziksel erişilebilirlikle hem de pazarlama iletişimleriyle ulaşın

Yani birinci kural, ULAŞMAK

Pazarlama faaliyetlerini mümkün olduğu kadar çok müşteriye maliyet etkin bir şekilde ulaşma yetenekleri bakımından inceleyin.

Asıl satış fırsatı taşıyanlar kategorinizdeki sizin markanızı hiç almayanlar ya da seyrek alanlardır.

Dolayısıyla stratejinizin bu kitleye ulaşabilir olması öncelik olmalıdır.

Kimin ne zaman satın aldığını  ve markanın satın alanların hayatlarına nasıl oturduğunu anlayın ve planınızı bu doğrultuda oluşturun.

——————————————

Pazarlamanın basit kuralları – 2

Kolay satın alınır olun

Fiziksel ve zihinsel ulaşılabilirlik pazar payınızı artırmak içi fırsat sunar.

Tüketicilerin nasıl satın aldığına ve markayı hayatlarına nasıl aldıklarına dair araştırma gerektirir.

Ayrıca, olmayan ambalaj türleri ve boyutları gibi satın almama nedenlerini gözetin.

Bir markanın yüksek Pazar payına sahip olmasının nedeni kullanışlılık olarak ifade edilir.

Ancak kullanışlılık o kadar kolay bir kavram değildir. Neyin kolay olup olmadığını anlamak deneysel pazar araştırmaları gerektirir. Bu tür araştırmalar kurgulayın ve uygulayın.

Iphone piyasaya çıkmadan bir çok pazarlama gurusu kısa sürede yok olacağını öngörmüştüJ

——————————————

Pazarlamanın basit kuralları – 3

Fark edilin

Marka fark edilmezse, reklamla ve fiziksel erişimin bir anlamı yoktur.

Rafta görülmeyen ya da caddede fark edilmeyen markalar satın alınmaz.

Fark edilmeyen reklamlar hafıza yapılarını etkilemez.

Tüketiciler bilinçli olarak reklamlardan kaçıyorlar.

Zeki hoşa giden yaratıcılığın reklamların farkedilmesini sağladığı doğrudur. Ama bu yollardan sadece biridir. Ne gördüğümüz zihnimizde ne olduğuna bağlıdır.

——————————————

Pazarlamanın basit kuralları – 4

Hafıza yapılarını tazeleyin ve oluşturun

Bir markanın reklamları fark edilse bile marka için faydalı hafıza yapılarını tazelemedikten ya da oluşturmadıktan sonra işe yaramaz.

bu tüketicilerin zihinlerinde ne olduğunu anlayıp buna karşı değil, bununla birlikte çalışmayı gerektirir.

Marka İmaj araştırmasının amacı budur. Mevcut hafıza yapılarını anlayıp onları yansıtacak iletişimler oluşturmak

Yüksek bütçeli yaratıcı reklamların markalar için bir şey yapamaması bundan kaynaklanır.

Reklam uygun hafıza yapılarını güçlendirmediği ya da oluşturmadığı için bu sık karşılaşılan bir şeydir

Yeni markalar için tüketicilerin markayı satın almaya ihtiyaçları olduğuna dair hafıza yapıları oluşturulmalıdır.

Örneğin markanın gerçekte ne yaptığını neye benzediğini, marka adının ne olduğunu nerede satıldığını ve ne zaman nerede tüketildiğine dair hafıza yapıları.

Bunlar basit ama çok önemlidir. Unutmayın, sadelik erdemdir.

Yerleşik markalar için yenilenme ihtiyacı çok büyüktür. Coca-cola’nın pazarlamacıların bile insanlara özellikle hararet bastığında ferahlatıcı bir içecek olduğunu hatırlatmaları gerekir

Mevcut bir marka için Yeni hafıza oluşturmak uzun süreli bir projedir her reklam kampanyası büyük ölçüde aynı şeyi söylemelidir. Yeni bir bilgiyi tanıttığı zaman bile eski hikayeyi anlatmalıdır. Yani marka için çalışmalıdır.

——————————————

Pazarlamanın Basit Kuralları 5

Ayırt edici marka varlıkları yaratın

Markalaştırma önemlidir. Başarılı işletmeler basitçe bir markanın ait olduğu kategoriye dahil edilmesi ile kurulmuştur.

Ayırt edici marka varlıklarının önemli olmasının 3 temel sebebi vardır.

ilki markalaştırma, tüketicilerin fark ettikleri markayı satın almak gibi kestirme yolları tercih etmesini sağlar

Markalaştırma olmadan tüketici; fiyata, raftaki belli bir konuma ya da indirimde olan ne varsa ona yönelir.

ikincisi markalaştırma tüketicilerin reklamın hangi markaya ait olduğunu anlamasını ve hafıza yapılarının doğru marka için tazelenmesi sağlar. Bu olmazsa reklam bir işe yaramaz. Bir markaya daha çok aşina olan tüketiciler markanın reklamlarını çok daha büyük olasılıkla fark eder

Markalaştırma ayırt edici marka varlıklarının yaratılmasıdır.

Zihinsel çağrışımlar askı görevi görür. Bir markanın diğer hatıralarının ya da çağrışımlarının bayinde askıda kalmasına ya da oluşmasına olanak verir.

Bazı markalar; görsel, işitsel ve sözel portföy oluştururlar. Bu varlıklar bir markanın iletişiminin işe yaramasını sağlar. Tüketiciler bir markanın logosu, adı vs. hakkında nadiren durup düşünür. Bir markanın ayırt edici araçları ve sesleri izleyiciler tarafından çok çabuk beyinde işlenir. Esas olarak tanıma için kullanılır. Ayırt edici marka varlıkları işe yarar, markalaştırma budur.

Üçüncüsü, ayırt edici marka varlıkları çok önemlidir. Çünkü bu ayırt edici hafızalar, bir markanın fark edilmesini kolaylaştırır. Bir markayı görebiliriz, çünkü ikonografisini tanırız. Bu yüzden perakende ortamında satın alacak bir şeyler ararken bile mağazada pek çok şeyi fark etmeyiz.

——————————————

Pazarlamanın Basit Kuralları 6

Tutarlı ama Zinde olun

Markalar pazarda hakim olmalarını yeniden konumlandırmayla değil tutarlılıkla yapmışlardır.

Şirketlerde bu çok sık olur. Yeni bir şey sunma arzusu şirket içinde galip gelir.

Benzer şekilde pek çok reklam ikna edici farklı mesajlar aktarmaya çalışırken kendi etrafında döner.

Tüketiciler yeni fikirlere karşı dirençlidir; ancak zaten bildikleri şeylerin hatırlatılıyor olmasından hoşlanırlar. Özellikle de eğlenceli bir şekilde yapılırsa.

Reklamcılık sanatının büyük bir kısmı aynı hikayeyi tekrar tekrar, ama yeni ve eğlenceli şekilde anlatmaktır.

En ufak tutarsızlık bile kafa karıştırır.

Tüketicilerin kafaları genellikle reklamdan dolayı karışmaz. Çünkü bunun olmasına yetecek kadar reklamla ilgili olmazlar. Kafa karıştırıcı reklamlar mevcut hafıza yapılarının üstünü örtenlerdir.

Restoran Markaları İçin Öneriler

Türkiye yeme içme sektörünün zenginliğiyle dünyanın önde gelen ülkelerinden biri. Ülkede 500’e yakın tespit ettiğim şubeleşme çabası var. Bu 500’ün 20-25 kadarı bu işi hakkıyla bir yerlere taşımada başarılı. Ancak bu işleri dünyaya satma konusunda başarılı olmadığımız kesin. Bir kaç popüler girişimin bazı ülkelerde şubeleşme gayreti dışında 50 ülkede faaliyet gösteren başarılı global bir markamız yok.

Temelde kültürümüzde soyut düşünme, değer satma, sistem kurma pratiği yok. Çok iyi ustalarımız var; ama çok iyi sistem kuracak bakış açımız yok.

Hal böyle olunca da ürün bazlı değer üretmekten uzak markalar ve çoklanamayan iş modelleriyle bir yere gidemiyoruz. Belki de çoklanamayan yapılar üzerinden bir markalama modeli geliştirmek gerek.

Retoran markası yaratmak

Peki Ne Yapmalıyız?

Öncelikle, her sektörde markalaşma dinamikleri birbirinden farklılık gösterir. Doğru yere bakmak markanın kısa sürede ayrışmasını sağlayacak fikirleri bulmanızı sağlar. Eğer her kategoride ezber bir markalaşma pratiği uygulamaya kalkarsanız sonuç alamaz ve başarısızlık hikayeleri yazarsınız.

Restorancılık sektörü de diğer kategorilere benzemeyen bir markalaşma pratiği gerektirir.

Aşağıda bazı temel prensipleri sizinle paylaşacağım. Bu prensipler bakış açısı oluşturmanız için size yardımcı olacaktır.

Ürün Değil Misafir Odaklı Boşluk Bulmalıyız

Pazarın hangi diliminde yer alacağınızı belirlemek zorundasınız. En çok yapılan hata bir ürün fikrinden yola çıkmaktır. Oysa misafir beklentisinden/ihtiyacından yola çıkmak zorundasınız. İyi künefe yapıyorsunuz diye markalaşamazsınız, iyi künefenizle pazarın hangi diliminde müşterinizin hangi ihtiyacını giderdiğinizi bulmak zorundasınız. Starbucks iyi kahve yaptığı için tercih edilmiyor, müşterilerin zaman geçirme ihtiyacını giderdiği için tercih ediliyor.

Ürününüzün Ambalajı Birden Fazla Değişkenden Oluşur

Restorancılıkta ambalajınızı oluşturan 5 temel unsur vardır ve bu unsurlar sürekli yaşar, zaman zaman birbirinden bağımsız değişir, haliyle ahenk içerisinde değişkenlerin sürekliliğini sağlamak zorundasınız. Yeme içme sektörü en az moda kadar dinamik bir sektördür.

  • Personel görünüşü ve davranışı
  • Mekan mimarisi
  • Menü ve Sunum
  • Atmosfer
  • Fiyatlandırma 

Temas Noktalarını Kurgulayın

Temas noktaları markanız ile müşterinizin yüz yüze geldiği andır. Bu anlar markanızla ilgili müşterinizin zihnine bir duygu kodlamak için size fırsat sunar. Örneğin hesabı ödeme anında ıslak mendili kullanmanız ve anında o restoranla ilgili bir fikir beyan etme ihtiyacı hissetmeniz.  Bunun gibi anları kurgulayıp zihni kodlamak sizin elinizde.

Restoran markaları

Damak Tadı 100 yıldan Fazla Sürede Oluşur

Bir toplumun damak tadını değiştirmek neredeyse imkansızdır. Çünkü damak tadımız ve yemeyi sevdiğimiz yiyecek tercihlerimiz anne karnında hafızamıza kazınır; yaşadığımız aile ortamında şekillenir. Bu nedenle hibrit ürünlerle zaman kaybetmeyin gerçeklerin peşinde olun.

Çoklanabilir bir sistem kurun

Restoranda sistem kurmak yazılım kodlamaya benzer. Eğer aynı programı farklı yerlerde, kişilerden bağımsız ve sorunsuz bir şekilde çalıştırabiliyorsanız şubeleşin, yoksa işinizi büyütüp sürekliliğini sağlama şansınız neredeyse imkansızdır.

Ve son olarak acele etmeyin, çünkü başa dönüp düzeltmek iş ilerledikçe çok daha zor ve maliyetli olur.

 

 

 

 

Öne Çıkan

Güçlü Bir Görsel Marka Kimliği Nasıl Olmalı?

Öncelikle bu yazıyı yazmamdaki amaç; her gün bir yenisinin duyurusunun yapıldığı kurumsal kimlik yarışmaları… Bu yarışmalar sonucu ortaya çıkan stratejisi zayıf işler ve bu işlere harcanan kaynakların israfına dikkat çekmek.

Sektör medyası da doğru bir şeymiş gibi bu tür yarışmalara çanak tutuyor ve sonuç olarak stratejiden yoksun, bir değeri sahiplenmeyen resimler ortaya çıkıyor. Yıllardır bu durum böyle devam ediyor.

Sonra da;

Markalarımız yok; markalarımız!

Tasarım yapıp değer üretemiyoruz!

Diyerek hayıflanıyoruz.

marka görsel kimliği nasıl olmalı?

Logo tasarlamak iyi bir kimlik yaratmak anlamına gelmez. Logo görsel kimliğin parçalarından sadece biridir. Font, renk, grafikler, tamamlayıcı renklerle görsel dünya bir bütündür. Bu dünyanın parçaları, bağımsız olarak kullanıldıklarında dahi hangi markanın parçası olduğunu anlarız.

Marka bir ürünün diğer ürünlerden ayrışmasını sağlayan, beklentiler, anılar, hikayeler ve ilişkiler dizinidir.

Logo, ambalaj, marka kişiliği, müşteri hizmetleri, fiyat, ürün, kalite, kurumsal sorumluluk bir markayı temsil eder. Ancak marka somut değildir. Farklı ürün ve hizmetleri, kalitenin genellikle karşılaştırılabilir olduğu bir dünyada ayıran benzersiz bir deneyimdir.

Marka görsel kimliği bir markanın yüzüdür. Temsil ettiği benzersiz deneyimi müşterilerine anlatmak için vardır. Tüm şirket gibi o da markanın varoluş amacını gerçekleştirmek için çalışır.

İyi bir marka görsel kimliği aşağıdaki kriterlere uymalıdır.

  1. Markanın varoluş amacını net bir şekilde anlatıyor mu?

Markanın varoluş amacı markanın özünü temsil eder ve soyuttur. Soyut olduğu için elle tutulamaz ve deneyimi taklit edilemez. Görsel kimlik bu benzersiz soyut varoluş amacını hissettirmelidir.

  1. Pazar araştırmasıyla doğrulanıyor mu?

Tasarımcının düşündüğü ve tüketicilerin hissettiği aynı olmayabilir. O yüzden temel değerlerin ve tasarımın tüketici testinde doğrulanması gerekir. Doğrulanmayan bir kimlik iyi bir resimden öteye geçmez.

  1. Marka kişiliğine uygun mu?

Ürünlerin, kalitelerinin benzer olduğu, somut faydalarının neredeyse aynı olduğu bir dünyada ürün ve hizmetlerin ayrışmasını sağlayan temel unsur marka kimliğidir. Asi ruha sahip Disel markasını ya da soytarı kişiliğiyle Fanta’yı düşünün.

  1. Leke değeri taşıyor mu?

Leke değeri taşıması bir kimliğin akılda kalıcılığını büyük oranda artırır. Aynı zamanda rekabette ayrışmasını kolaylaştırır. Adı üstünde leke; her leke benzersizdir. İsteseniz de kopyalayamazsınız.

  1. Uyumlu renk paletine sahip mi?

Görsel kimlik bir dünyayı temsil eder. Logo sadece bir parçasıdır. Aynı şekilde kullanılan renkler de o dünyanın destekleyici parçalarıdır.

  1. Font seçimi kimliğin bir parçası olabiliyor mu?

Font ailesi görsel kimliğin dilidir. Marka kimliğine ve sembole uyumlu olması akılda kalıcılığı güçlendirir. Mercedes’in font ailesini düşünün.

  1. Grafiklerle destekleniyor mu?

Ürünle ya da hizmetlerle ilgili kullanılan grafikler, fotoğrafların duygusu, kurumsal kimliğin ruhunu yansıtmalıdır. Google’ın simgelerini düşünün. Ikea’nın kataloglarındaki fotoğraflara bakın.

  1. Baskıya ve dijital dünyaya uygun mu?

Logo bilgisayar ekranında oldukça çekici olabilir ama basılacağı malzemenin özellikleri ve kullanılacağı alanlardan bağımsız düşünülmemelidir. İyi bir tasarımcı baskı tekniklerine hakim olmalı ve kritik bir hata ile uygulamada fiyasko yaşamamalıdır.d

  1. Sembol mü Logotype mı?

Fonetik olarak güçlü ve orijinal bir isme sahipsenin logotype tercih etmelisiniz. İsim farklı ürün alanlarında da kullanılıyorsa sembol kullanmak işinizi kolaylaştırır, ancak sembolleri öğretmek zaman ve para ister, ama yıkılmaz birer kale görevi görürler.

Markalaşma İşi Bir Pazarlama Fonksiyonu Değil Organizasyon Fonksiyonudur

Markanızın hedef kitleniz ile temasa geçeceği sayısız mecra vardır. TV’ler, dergiler, radyolar, dijital mecralar, ….

Ancak bir mecra(!) vardır ki; şirketinizin adeta bir orkestra gibi çalışmasını tetikler, şirket içi pazarlama kararlarının hızlı alınmasını sağlar ve büyümenize ivme kazandırır.

marka_stratejisi

Bu mecra, “çalışanlarınızdır”

Marka fikrinin kurum içerisinde benimsenmeden başarılı olması ve müşterilerinize iletilmesi, iletilse de sürdürülmesi imkansızdır.

Yüksek bütçeli reklam kampanyalarını, kimya formulü gibi pazarlama planlarını bi süre unutun ve çalışanlara odaklanın, farkı kısa sürede göreceksiniz…

Ürün Portföyünüzü Yönetin

“Her üründe farklılaşmanız ve markalaşmanız zordur. Portföyünüzdeki ürünlerin pazarlama faaliyetlerinizde rolleri olmak zorundadır”

Son zamanlarda dikkatimi çeken ve ihmal edilen bir konu “portföy stratejisi”.

Pazarlamanın temel mantığından beslenir; odaklanmak!

Portföyünüzdeki ürünleri yönetmenize yarar. Her üründe farklılaşmanız ve markalaşmanız zordur.

Bundan dolayı portföyünüzdeki ürünlerin rolleri olmak zorundadır.

Ürünlerin rolleri o kategorinin pazar gelişimine ve sizin marka stratejinize göre belirlenir.

Aşağıda Boston Consulting tarafından hazırlanmış portföy stratejisi yaklaşımının ana başlıklarını Türkiye şartlarına göre uyarlayarak paylaşıyorum.

portföy stratejisi

Yıldız Ürünler

•    Katma değeri yüksek olan ve markayı farklılaştıracak, tanınırlığını, bilinirliliğini artıracak olan üründür. Bu ürünler Pazar gelişimi paralelinde «İnek» olmaya başlar. Artık sizi farklılaştırmaya yetmez çünkü rakipleriniz sizi taklit etmişlerdir. Marka yatırımı bu ürün üzerine yapılır. Ekici Peynir’in lokum kıvamındaki beyaz peyniri portföyündeki yıldız üründür. Altınkılıç’ın kefiri aynı şekilde.

 

Soru İşaretleri

•    Fırsatların neler getireceğini tahmin etmek ya da değişimin nasıl sonuçlanacağını öngörmek zordur. Temkinli olunur. Değişimler yakından gözlenir. Ortalama marka yatırımı yapılır. Pazar gelişimi ve ürün sadakati gözlemlenir. Amerikan Siding bu ülkedeki soru işareti ürünlerden birisiydi. Yıldızlaşamadı. Yenilikçi çoğu ürün ilk başlarda soru işaretidir.  Amaç bu ürünleri yıldızlaştırmaktır.

 

Köpekler

•    Pazar durgunlaşmış ve karsızlaşmıştır. Ürün için bir gelecek görmek zordur. Çıkış stratejisi belirlenir. Bu ürünler için marka yatırımı yapılmaz. Dönemsel yükleme promosyonları taktiksel olarak yapılır. Pazar payı düşmeye başlamıştır.

 

İnekler

•    Pazar büyümesi yavaşlamıştır. Ürün pazarda kabul görmüş ve yüksek miktarlarda satıldığı için çok karlı bir hal almıştır. Bu inekleri olabildiğince sağarız. Yüksek yatırım gerektirmez. Yıldızlar bir süre sonra inek olurlar. Bu durumda soru işaretlerinden yıldız ürünler yaratmak gerekir.

 

Portföydeki tüm ürünlerle farklılaşmak zordur. O yüzden portföyünüzdeki ürünlerin rollerini belirleyin ve hangisine marka yatırımı yapacağınıza karar verin.

İyi işler!

Markanızın Değerini Ölçün

Belki de sektörün en çok tartışılan konusudur marka değerini ölçmek. Hemen hemen bütün müşterilerimizden bu soruyu duyarız. Tamam tüm önerdiğiniz faaliyetleri yaptık da markamızın değerini nasıl ölçeceğiz? Yani yaptığımız pazarlama faaliyetlerinin işe yarayıp yaramadığını nasıl göreceğiz?

Bu konuya yıllardır pazarlama profesyonelleri kafa patlatıp durur. Ancak henüz üzerinde %100 mutabakat sağlanmış bir model yoktur.  Konuyla ilgili; David Aeker’in Brans Equty Ten’i; Moran’ın Marka Değeri Endeksi, Young & Rubicam reklam ajansı tarafından geliştirilen Marka Değerleme modeli, Interbrand ve Brand Finance tarafından geliştirilen bir başka değerleme modeli bulunmaktadır.

Tüm modellerin avantajları ve tartışılan yönleri vardır. Bu modellerden bir kısmı markanın finansal değerini ölçerken bir kısmı da rakiplerine göre markanın konumunu puanlar. Biz Goodjob’da en çok üzerinde durduğumuz ve sonuç ürettiğine inandığımız model olan David Aeker’in Brand Equty Ten modelini kullanmayı tercih ediyoruz. İçerik olarak bu toprakların markalarına daha uygun bir model olduğunu düşünüyoruz. Finansal bir ölçüm modeli değil; ama markanın rakiplerine göre mevcut durumunun fotoğrafını çeken, oldukça kullanışlı bir model. Biz bir markanın finansal değerinin o marka satılacağı zaman belirlenebileceğine inanan taraftayız ki işimiz de finansal bir ölçüm değil.

Aşağıda modelde kullanılan değerleme kriterlerini paylaşıyorum. Bu model çeşitli araştırma metotlarından elde edilen verilerle uygulanmaktadır. Ancak siz kendi markanız için referans olabilecek sayıda bir örneklem alıp; kendi markanızın değerini kabaca ölçebilirsiniz. Bu modelin en güzel yanı kriterleri kendiniz ve rakipleriniz için puanladıktan sonra kendi markanızın mevcut durumunun bir fotoğrafını çekebiliyor olmanızdır. İyi bir yorumlamayla fayda üretecek sonuçlara ve uygulama önerilerine ulaşabilirsiniz.

Aşağıdaki tabloda yer alan en üst satıra kendi markanızın adını ve rakiplerinizin adını yazın. Daha sonra kriterlere göre hedef kitleniz olan kişilerle yapacağınız küçük mülakatlar yardımıyla ve elinizde bulunan pazar rakamlarıyla 10 üzerinden her bir kriteri kendiniz ve rakipleriniz için puanlayarak tabloyu doldurun.

Marka_Değerleme_Eren_Özata

Yukarıdan aşağıya doğru her bir markanın toplamını alın. Muhtemelen sizin ve şirket yöneticilerinizin üzerinde büyük oranda mutabık kalacağı bir puanlama yapmış olacaksınız.

Yukarıdaki tablo yardımı ile ortaya çıkan puanları yorumlayarak; rakiplerinize göre konumunuzu, geliştirmeniz gereken yönlerinizi, rakiplerinizin ve kendi markanızın güçlü ve zayıf yönlerini kabaca tespit edebilirsiniz.